HAKKIMDA / PROFİL
Sistemlerin arkasındaki insan.
Ben Bahtiyar Karakoç. Antalya’da yaşayan bir bilgisayar mühendisiyim. Profesyonel olarak yazılım geliştiriyorum; boş zamanlarımda ise genellikle bir şeyler kurcalıyor, üretiyor ya da nasıl çalıştığını anlamaya çalışıyorum.
Her şey yazılımla başlamadı
Teknolojiye olan ilgim, bunun bir mesleğe dönüşmesinden çok daha eski.
Okul yıllarında bilim projeleriyle uğraşırken devreler, sensörler ve mikrodenetleyicilerle tanıştım. Yazdığım birkaç satır kodun masanın üzerindeki gerçek bir şeyi hareket ettirmesi bana o zamanlar inanılmaz geliyordu. Hâlâ da geliyor aslında.
Zaman içinde ilgimin merkezi yazılıma kaydı ve bilgisayar mühendisliği okudum. Bugün profesyonel hayatımın büyük bölümünü yazılım geliştirerek geçiriyorum. Ama beni asıl heyecanlandıran şey yalnızca kod yazmak değil; kafamdaki bir fikrin adım adım çalışan bir şeye dönüşmesini görmek.
Bu bazen büyük bir web uygulaması, bazen bir harita sistemi, bazen küçük bir elektronik devre, bazen de yalnızca “acaba bunu yapabilir miyim?” diye başladığım gereksiz derecede uğraştırıcı bir hafta sonu projesi oluyor.
Bugün ne yapıyorum?
Profesyonel tarafta ağırlıklı olarak React ve TypeScript ile ürün ve frontend mühendisliği üzerine çalışıyorum.
Yıllar içinde veri yoğun ekranlardan karmaşık iş akışlarına, kural tabanlı sistemlerden gerçek zamanlı operasyon araçlarına ve harita tabanlı uygulamalara kadar oldukça farklı problemler üzerinde çalışma fırsatım oldu.
Frontend benim ana uzmanlık alanım ama kendimi hiçbir zaman yalnızca tarayıcının içinde düşünmedim.
Bir problem masaüstü uygulamasına, haritalara, 3D bir ortama, bir API’ye, gömülü sisteme ya da fiziksel bir prototipe uzanıyorsa orası benim için hâlâ oyunun bir parçası.
En çok da başta biraz dağınık görünen problemlerin içindeki düzeni bulmayı seviyorum. Kullanıcı açısından basit görünen ama arkasında ciddi bir yapı bulunan sistemler kurmak, bunları zaman içinde büyüyebilecek şekilde tasarlamak ve gerektiğinde sıfırdan yeniden düşünmek işin bana en keyif veren tarafı.
Bir şeyler üretme huyu
İş dışında da teknolojiyle arama pek mesafe koyamıyorum.
Robotik, gömülü sistemler, elektronik, 3D baskı ve DIY projeleri uzun zamandır ilgimi çeken alanlar. Özellikle kendi çevresini algılayabilen, karar verebilen ve otonom hareket edebilen sistemlere ayrı bir merakım var.
Bu bazen bir drone, bazen kara aracı, bazen de suyun altında hareket eden bir araç olabilir. Platformdan çok, makinenin bulunduğu ortamı anlayıp kendi başına hareket edebilmesi fikri ilgimi çekiyor.
Bugün yaptığım kişisel projeler bazen küçük, bazen deneysel, bazen de hiçbir mantıklı insanın ihtiyaç duymayacağı kadar spesifik olabiliyor. Ama hepsinin çıkış noktası aşağı yukarı aynı: “Bunu yapabilir miyim?”
Cevabı bilmiyorsam araştırıyorum. Bir şey bilmiyorsam öğreniyorum. Parça gerekiyorsa buluyorum, model gerekiyorsa çiziyorum, kod gerekiyorsa yazıyorum.
Sonunda ortaya çıkan şey bazen gerçekten kullanışlı oluyor. Bazen de yalnızca bana bir sonraki projede kullanabileceğim birkaç yeni şey öğretmiş oluyor. İkisi de yeterli.
Bilgisayarın başından kalkınca
Hayatım tabii ki yalnızca mühendislikten ibaret değil.
Müzik uzun zamandır hayatımın önemli bir parçası. Yaklaşık on yıldır piyano çalıyorum; bunun yanında elektrik gitarla da uğraşıyorum. Müzikle ilgilenmek, günün sonunda beynimin mühendislikten biraz farklı çalışan tarafını kullanmanın en sevdiğim yollarından biri.
Fotoğraf ve sinema da hayatımda önemli bir yer tutuyor. Lumix S5IIX ile fotoğraf çekiyor, zaman zaman kısa film denemeleri yapıyor ve görüntünün teknik tarafı kadar ışık, kadraj ve atmosfer kısmını da kurcalıyorum.
Bilim kurgu, korku, oyunlar, filmler ve iyi kurulmuş kurgusal dünyalar muhtemelen tahmin ettiğimden daha fazla etkiliyor beni. Edgar Allan Poe ve H. P. Lovecraft gibi yazarların karanlık dünyalarına dönüp durmamın da bir sebebi vardır herhalde.
Teknik bir ürün geliştirirken bile ritim, his, etkileşim ve görsel bütünlük üzerine düşünmemde bunların payı olduğunu düşünüyorum.
KÜÇÜK BİR NOTKariyerimde ilerlemek ve yaptığım işte iyi olmak benim için önemli. Ama hayatı yalnızca tamamlanacak hedeflerden oluşan bir liste gibi görmüyorum. Yeni bir şey öğrenmek, hiç gitmediğim bir yere gitmek, yeni bir müzik keşfetmek, bir şey üretmek, kötü bir fikirden iyi bir hikâye çıkarmak ya da yıllar sonra anlatacağım bir anı biriktirmek de en az diğerleri kadar değerli. Sonuçta bütün mesele biraz daha fazla şey görmüş, öğrenmiş ve üretmiş olmak.